|
|
|
İç ve dış hava sıcaklığı ve buna bağlı su buharı miktarı çoğunlukla farklı
olduğundan, dış duvarlarda sürekli ısı ve buhar akımları oluşur. Bu akımlar
kilerler, soğuk depolar banyolar ve benzeri yerlerin iç duvarlarında da
oluşurlar. Bütün enerji cinslerinde olduğu gibi ısı enerjisi ve buhar basıncı da
dengelenmek üzere fazla oldukları ortamdan daha düşük değerlerde bulundukları
ortamlara akarlar. Buna göre kış döneminde fazla oldukları iç mekânlardan daha
az oldukları dış mekâna doğru akarak ısı kayıplarına neden olurlar. Yaz
döneminde ise tersine oluşan koşullar nedeniyle dış mekândan içeri akarak iç
mekânlarda aşırı ve rahatsız edici sıcaklıklar oluştururlar.
Ayrıca güneş radyasyonu dış yüzeylerde çok yüksek sıcaklıklara ve ultraviyole
ışınları da özellikle plastik kökenliler olmak üzere bazı yüzey malzemelerinin
bozulmasına yol açar. Yüzey rengine ve pürüzlülüğüne bağlı olarak değişen ve
solair (soleyr) sıcaklık denilen bu sıcaklık, bazı durumlarda 80°C dolaylarında
değerlere varabilir. Bu kadar yüksek sıcaklıklar; gündüz ve gece, yaz ve kış
arasında aşırı sıcaklık farklarına ve binanın kendisinde ve dış yüzeylerinde
aşırı genleşme-büzülmelere neden olurlar. Sonuçta dış yüzeylerde çatlamalar,
taşıyıcı elemanlarda hasar oluşturabilecek gerilmeler ortaya çıkar.
Solair sıcaklık değerlerini düşük tutmak için dış yüzeyler en ideali beyaz
olmak üzere açık renklere boyanmak ve olabildiğince pürüzlü yapılmalıdır.
Gaz veya katı ortamda olsun belli sıcaklıklarda belli su buharı miktarı veya
basıncı taşınabilir. Bu basınca "doymuş buhar basıncı" denir. Normal koşullarda
bir ortamda bu basıncın altında "bağıl nem" denilen bir buhar basıncı vardır.
Bağıl nem mevcut basıncın doymuş buhar basıncına yüzde olarak oranı ile ifade
edilir. Belli sıcaklıktaki bir ortamda herhangi bir nedenle o sıcaklıkta
taşınabilecek buhar basıncından (yani doymuş buhar basıncından) fazla basınç
oluşursa, su buharı söz konusu sıcaklığın taşıyabileceği doymuş buhar basıncı
değerine düşene kadar yoğuşur yani su haline döner.
Bu olay duvar gibi katı bir ortamda oluşursa, "yoğuşma" adını alır. Bazı
durumlarda bu olay örneğin
camların iç yüzeyinin buğulanması gibi katı malzemenin yüzeyinde de
oluşabilir. Yüzeyde oluşan konuşma seslen olabileceği gibi, bir konferans veya konser salonundaki
konuşma veya müzik sesleri de olabilir. Mekân seslerini yoğun malzemeler daha az
geçirirler. Dolayısıyla dolu tuğlalar deliklilerden daha iyi ses yalıtımı
sağlarlar. Büyük mekânlarda sesin duvarlardan yansıması önem kazanır. Bu yansıma
sonucu sesin ortamda duyulur seviyede kaldığı süre uzar ve sonradan çıkan
seslerle karışarak konuşma veya müziğin zor anlaşılmasına neden olur. Bu olayı
önlemek için mekânın duvarlar da dahil yüzeyleri ses yutucu malzemelerle (kumaş,
taş veya cam yünü, düşük yoğunluklarda plastik ürünleri gibi)
kaplanırlar. |
|
|
|